Bilim insanları, dünyamızın dağ sıralarının ve eski kıtasal kabukların derinliklerinde doğal olarak oluşan büyük hidrojen rezervlerini keşfetti. “Beyaz hidrojen” olarak adlandırılan bu kaynak, yanma sürecinde yalnızca su üretiyor ve pahalı endüstriyel üretim yöntemlerine ihtiyaç duymuyor.
GELİŞİMİ KENDİ KENDİNE, FABRİKAYA GEREK YOK
Günümüzde hidrojenin büyük bir kısmı endüstriyel yöntemlerle üretiliyor. Üretilme yöntemine göre farklı renklerle tanımlanan hidrojen türleri arasında, metan reformasyonu ile elde edilen ve karbondioksit salınımına neden olan gri hidrojen, karbonu yakalayan mavi hidrojen, yenilenebilir enerji ile suyun ayrıştırılmasıyla üretilen yeşil hidrojen ve nükleer enerji ile elde edilen pembe hidrojen bulunmaktadır. Beyaz hidrojen, bu gruplardan farklı bir yere sahip. Doğanın kendi mekanizmalarıyla ortaya çıkan bu kaynak, iki farklı jeolojik süreçle oluşuyor. Bunlardan ilki, mantodaki demir açısından zengin kayaçların su ile temas edip oksitlenmesiyle gerçekleşiyor. Bu süreç, “serpantinleşme” olarak adlandırılır ve doğrudan hidrojen üretir. İkinci süreçte ise, yaşlı kıtasal kabuklardaki uranyum ve toryum gibi radyoaktif elementlerin yaydığı radyasyon, su moleküllerini parçalar. Bu duruma “radyoliz” denir ve milyarlarca yıl boyunca kesintisiz devam edebilir.
ALPLER’DEN PİRANALARA SÜREKLİ REZERVLER
Toronto Üniversitesi Yer Bilimleri Bölümü’nden Prof. Barbara Sherwood Lollar liderliğinde yapılan araştırmalar, Alpler ve Pireneler gibi dağ sıralarının altında önemli hidrojen rezervleri bulunduğunu gösteriyor. JGR Solid Earth ve PNAS dergilerinde yayımlanan bu çalışmalar, dağlardaki erozyon ve izostatik dengelenme süreçlerinin, hidrojen üreten derin kayaçları sürekli olarak yüzeye doğru taşıdığını ortaya koydu. Kayaçlar yükseldikçe su ile buluşuyor ve yeni hidrojen üretimi tetikleniyor. Bu dinamik denge sayesinde rezervler tükenmek yerine sürekli yenileniyor. Fransa’nın Lorraine bölgesinde Avrupa’nın en büyük doğal hidrojen rezervlerinden birinin bulunduğu tespit edildi. Kanada’nın Ontario eyaletindeki Timmins madenlerinden ise yılda 140 ton hidrojen çıkıyor; bu miktar, yaklaşık 400 evin yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilir.
BEYAZ HİDROJENİN KULLANIM ALANI MALİ
Dünya genelinde beyaz hidrojeni doğrudan elektrik üretiminde kullanan tek yer, Mali’deki Bourakébougou sahasıdır. Fas, Namibya, Güney Afrika ve Avustralya’da da bu tür rezervler keşfedilmiştir. Avustralya’da 2023 itibarıyla beyaz hidrojen arama izinlerinde önemli bir artış yaşandı. Prof. Sherwood Lollar, araştırmalarının önemini şu sözlerle vurguladı: “Bu veriler, ayaklarımızın altındaki kayalardan elde edilen düşük maliyetli bir yerli enerji kaynağına ulaşmak için henüz değerlendirilmemiş önemli fırsatlar sunduğunu göstermektedir.”
MEVCUT MADENLERLE UYUMLU
Beyaz hidrojenin en önemli avantajlarından biri maliyetidir. Doğal hidrojen rezervleri, nikel, bakır, lityum, helyum, krom ve kobalt gibi kritik madenlerin çıkarıldığı bölgelerde de tespit edilmiştir. Bu durum, sıfırdan büyük altyapı yatırımları yapmadan mevcut madencilik faaliyetlerine düşük maliyetle entegre olma imkanı sunuyor. Fosil yakıt ithalatına bağımlı ülkeler için beyaz hidrojen, enerji bağımsızlığı sağlarken düşük karbon hedeflerine ulaşmada yeni bir yol sunuyor. Ancak, keşifler henüz erken aşamada ve rezervlerin ticari ölçekte çıkarılması için gereken teknolojik ve hukuki altyapının gelişmesi gerekiyor.