Merkez Bankası Doları Kontrol Altına Almaya Çalışıyor, Fonlar Borsada Devreye Girdi

Merkez Bankası Doları Kontrol Altına Almaya Çalışıyor, Fonlar Borsada Devreye Girdi

24 Mayıs 2026 tarihinde, CHP’ye ilişkin verilen ‘mutlak butlan’ kararı sonrasında, siyasi riskler bir kez daha finans piyasalarının odak noktası haline geldi. Bu siyasi gelişmelerin ardından, Merkez Bankası doları dengelemek amacıyla rezervlerinden 10 milyar dolarlık bir satış gerçekleştirdi. Ancak bu çabalar yetersiz kaldı; dolar, 45.78 lira seviyesine kadar yükseldi. Dolar talebi, büyük ölçüde Türk Lirası yatırımlarından çıkış yapan yabancı yatırımcılardan kaynaklandı.

Yabancı sermaye, tahvil ve hisse senetlerinden hızla çıkış yaparak Borsa İstanbul’da düşüşe neden olurken, piyasa faiz oranlarında da artış gözlemlendi. İki yıllık tahvil faiz oranı %45’e yaklaştı. Bu durum, BIST 100 endeksinin açılışta %1.5 kayıpla başlamasına yol açtı. Ancak sonrasında gelen alımlarla endeks, günü %4.89 artışla 13.808 puandan kapattı. Uzmanlar, Türkiye Varlık Fonu’nun kamu bankaları aracılığıyla borsa alımları yaparak satış baskısını azalttığını belirtiyor.

Bakan Mehmet Şimşek, Londra’da yabancı yatırımcılara Türkiye’nin ekonomik durumunu anlatırken, beklenmedik bir şekilde açıklanan mutlak butlan kararıyla büyük bir şok yaşadı. Bu gelişme, Şimşek’in itibarını zedelerken, borsada küçük yatırımcıların ve vadeli işlemlerle işlem yapan yatırımcıların zarar etmesine neden oldu. Hemen akabinde, Şimşek ekibiyle birlikte Londra’dan Ankara’ya döndü ve Finansal İstikrar Komitesi’ni (FİK) topladı. Ancak toplantıda herhangi bir acil önlem alınmadığı bildirildi.

Analistlere göre, kamu bankaları borsada alım yönünde hareket ederken, gerçek piyasa eğilimlerinin 1 Haziran sonrasında netleşmesi bekleniyor. Siyasi gerilimlerin etkisiyle Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi 260 baz puana yükselirken, iki yıllık tahvil faizi %45 seviyelerine ulaştı. Ekonomistler, artan piyasa faiz oranlarının yeni bir faiz artırımı ihtimalini güçlendirdiğini ve beklenen faiz indirimlerinin büyük ölçüde rafa kalktığını vurguluyor.

AKP’nin Meclis’e yeni bir varlık barışı düzenlemesi getirmesi ise ‘sürpriz’ olarak yorumlansa da, bunun ardında yatan nedenler henüz netleşmedi. Varlık barışının mutlak butlan kararı ile aynı zamanda açıklanması, bu düzenlemenin bu durum için planlandığına dair spekülasyonları artırdı. İktidarın, mutlak butlan ve sonrasında yaşanabilecek ekonomik dalgalanmalar ile döviz çıkışlarını varlık barışı ile dengelemeyi hedeflemiş olabileceği düşünülüyor.

Finansal piyasalar uzmanı İris Cibre, bu kararın siyasi risk algısını artırdığını ancak esas belirleyici unsurun yurt içi döviz talebi olduğunu ifade etti. Cari açığın genişlemesiyle Türkiye’nin finansman ihtiyacının arttığını belirten Cibre, yerli yatırımcıların henüz dövize yönelmediğini, yabancı yatırımcıların ise önce panikle döviz talebi oluşturup ardından yerli yatırımcı hareketlerini takip ettiğini kaydetti. TL tahvil faizlerindeki yükselişe dikkat çeken Cibre, piyasaların enflasyonist baskıların süreceğini fiyatladığını ve asıl sorunun Merkez Bankası’nın bu durum karşısında faiz artırıp artırmayacağı olduğunu belirtti.