Haklı olmanın gücüyle, dayanışmayı büyütmek için buradayız!

“`html

Boğaziçi Üniversitesi Mezunlarının Bağlılığı ve Direnişi

Boğaziçi Üniversitesi mezunları, eğitime adım attıkları bu prestijli kurumu asla unutmuyor; okulun gelişmelerini yakından takip ediyor ve çeşitli etkinliklerde bir araya gelerek dayanışma sergiliyorlar. Öğrencilik dönemlerinde, sayısız öğrenci topluluğunda yer alarak ilgi alanlarını keşfeden ve takım çalışmasına alışan mezunlar, Boğaziçi kampüsünü yalnızca akademik açıdan değil, sosyal yaşamın da önemli bir merkezi olarak görüyorlar. Boğaziçi’nin özgürlükçü ruhuyla eğitimlerini tamamlayanlar, mezun olduktan sonra bile bu bağı koruyorlar.

Bu güçlü bağı sürdürmenin bir diğer etkeni, 1985 yılında kurulan Boğaziçi Mezunlar Derneği (BÜMED) olarak öne çıkıyor. O dönemdeki rektör Ergun Toğrol’un desteğiyle hayata geçirilen bu dernek, 38 yıldır Güney Kampüsü içerisinde aktif bir şekilde faaliyet göstermekte. BÜMED, kampüs içinden elde ettiği gelirleri, üniversitenin çeşitli ihtiyaçlarını karşılamakta ve öğrencilere burs sağlamakta kullanmıştır. Kuruluşunun ilk yıllarından itibaren, efsane rektör Üstün Ergüder’in “Üniversitenin gerçek sahibi mezunlardır” ifadesi doğrultusunda bir misyon üstlenmiştir ve bugüne kadar bu misyonunu sürdürmeye devam etmektedir.

Ancak, 2023 Ocak ayında kayyım rektörün, BÜMED’in kira sözleşmesini tek taraflı olarak iptal etmesiyle olaylar değişti. Mezunlarının desteğiyle kurulan tesislerden güvenlik güçleriyle çıkartılan BÜMED, bu süreçte ‘manidar’ bir zorla tahliye süreci yaşadı. Öğle saatlerinde tamamlanan tahliye işlemi, öğleden sonra gelen ‘yürütmeyi durdurma’ kararıyla çelişiyor. BÖMED’in devre dışı bırakılması, yıllardır öğrencilere burs veren ve kariyerlerine yön veren mezunların üniversiteyle olan bağını koparmak amacını taşıyordu. Yerine kurulan, Boğaziçi mezunlarına kapı kapalı olan ve kayyım yönetimi ile işbirliği içinde olan BURA Derneği öne çıkarılmaya çalışıldı. Benzer bir durum, BÜVAK’ta da yaşandı; kayyım, mütevelli heyetine kendi destekçilerini atayarak derneğin kontrolünü ele geçirmeye çalıştı. Bu çabalara Naci İnci’nin kurduğu ve büyük çoğunluğunu yandaş kurumların oluşturduğu BUVAKIF la dahil edildi.

2021 yılının 1 Ocak gününe dönecek olursak… Kayyım rektör Melih Bulu’nun akademik olarak ilgili olmadığı bir göreve atanmasının ardından Boğaziçi’nin tüm bileşenleri, yaygın protestolarla seslerini duyurmaya çalıştı. Mezunlar, tıpkı öğrenciler ve akademisyenler gibi, özgür ve demokratik bir üniversite için mücadelede yanlarında yer aldı. Adalet arayışında, evlerinden alınan ve tutuklanan öğrencileri destekleyerek, olayların kaydını tutarak ve akademik hocalarla dayanışarak direnişin içindeydiler. Boğaziçi Üniversitesi’nin kırılgan durumunu, mezunlardan bakanlar ve TCMB başkanları devşiren mevcut yönetimin nasıl bir ‘taşra üniversitesi’ yarattığını gözler önüne seren bir mücadele verdiler.

Mezunların bu mücadele sürecinde gerçekleştirdiği birkaç önemli etkinliği aktarmak gerekirse:

  • 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından üzerine düşen hükümet baskılarına direnmek amacıyla “Boğaziçi Üniversitesi İçin Mezunlar Girişimi (BUiM)” adlı bir inisiyatif kuruldu. Bu inisiyatif, Boğaziçi Üniversitesi’nin özlük haklarını ve akademik özgürlüğünü savunmak adına pek çok etkinlik gerçekleştirdi.

  • Kayyım yönetiminin başlamasıyla beraber BUiM, mezunların bir araya gelmesiyle daha da güçlendi ve çeşitli gruplar oluşturarak eylemler gerçekleştirmeye başladı.

  • 2021 yılında gerçekleştirilen imza kampanyasında, ‘özgür ve demokratik bir üniversite’ talebiyle 5.000 imza toplandı.

  • Cuma günleri yapılan protestolarda, 200 mezunun Mezun Kartı kayyım rektör tarafından iptal edildi ve kampüse girişleri engellendi.

  • Her ayın ilk Cuma günü yapılan nöbetler, partilerin üst düzey yetkilileriyle birlikte geniş kitlelere ulaştı ve basında geniş yer buldu.

  • 2024 yılı başındaki bir kampanyada, 5.465 imza toplandı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde duyuruldu.

  • Mezunlar, dünya genelinde sanal etkinliklerle de dayanışmayı artırarak, 244 haftadır sürdürülen ‘Sanal Nöbet’ etkinliğiyle iletişimi güçlendirdi.

  • Tüm bu etkinlikler, yurt dışında yaşayan Boğaziçi mezunlarını da harekete geçirerek, özgürlük ve demokrasi mücadelesini destekleyen gösteriler düzenlemelerine vesile oldu.

  • Haksız yere tutuklanan öğrenciler için mücadele etmek ve dayanışma gösteren kampanya ve gösteriler düzenlemenin yanı sıra, Boğaziçi Direnişi’nin yayılması için de çalışmalara devam ediyoruz.

  • Direnen Akademi projesi ile birlikte, yüzlerce mezun ve akademisyen, şehrin farklı noktalarında özgür ve demokratik bir üniversite anlayışını yaymak için dersler vermeye ve tartışmalar yapmaya devam ediyor.

Boğaziçi Direnişi’nin üzerinden 5 yıl geçerken, 1.850 gün boyunca süren bu mücadele gün geçtikçe güçleniyor. ‘Birkaç hafta içinde her şey normale döner’ diyenlere inat, tüm bileşenler ile yan yana geldiğimiz bu direniş, tarihe mal olacak bir hikaye yazıyor. Birlikte kazandığımız dayanışma, umudu besliyor. Kazanacağız veya kaybedeceğiz ama bu sürecin haysiyet mücadelesi olduğunun bilincindeyiz. Duyarlılığımız ve etik değerlerimizle, bu süreç boyunca birlikte hareket ederek büyük bir başarmışlık elde ettiğimize inanıyoruz.

Son sözümüz ise her zamanki gibi:

Türkiye genelinde özgür, özerk ve demokratik bir üniversite hayali gerçekleşene dek, biz mezunlar olarak

KABUL ETMİYORUZ, VAZGEÇMİYORUZ!

“`